HaberOvasi.Com

Delidir ne yapsa yeridir

SİYASET

Delidir ne yapsa yeridir

 CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Egeli genç işadamlarına yaptığı konuşmada, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın Anayasa Mahkemesi'nin Can Dündar ve Erdem Gül için verdiği karara saygı duymadığını nasıl değerlendirdiği yönündeki soruya yöresel sözlerle yanıt verdi. Kılıçdaroğlu, "Karar veren yargıcı neredeyse vatan haini ilan edeceksin. Bütün dünya gülüyor. Anadolu'da 'delidir ne yapsa yeridir' derler, o noktadayız" dedi.
SEÇİMLE GELDİM HER ŞEYİ YAPARIM OLMAZ

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, EGİAD'ın Swissotel'de düzenlediği '72. Ege Toplantısı'na katıldı. Kılıçdaroğlu, Türkiye'de anayasa değişikliği ve başkanlık tartışmalarının sığ bir düzlemde yapıldığını öne sürerek, şöyle konuştu: "Anayasada değişiklik yapacağız dediler, 'olur' dedik. Bu değişiklik, darbe hukuku dediğimiz anayasayı da kapsayan bir düzlemde olmalı dedik. TBMM Başkanı'na yazı yazdık. Darbe hukuku düzeltilmeli. Anayasada 'basın hürdür sansür edilemez' diyor. Anayasa diyor ama 'basın hür müdür', değildir. Biz bunu yine anayasaya yazacağız. Olay bu değil. Biz darbe hukukunu, yasaklamaları getiren yasaları değiştiremezseniz bu anayasadan bir şey çıkmaz. Davutoğlu geldiğinde bunları anlattım. Başbakan'a 'bu anayasadan dolayı görevinizi engelleyen bir düzenleme var mı' dedim. Birbirlerine baktılar ve sorun yok dediler. Darbe hukukundan kaynaklanan çok sorun var. 'Hiç kimseden izin almadan saldırısız ve silahsız toplantı ve gösteri yürüyüşü yapılabilir' diyor. Türkiye'de bırakın izin almayı beş kişi yan yana yürüyemiyor dedim. Biz bu ülkeye birinci sınıf demokrasiyi getireceksek samimi olmalıyız, kafamızın arkasında başka plan olmamalı. Tek hedef olmalı. Türkiye birinci sınıf demokrasiye layıktır. Bunu engelleyen yasalar varsa çıkaralım. Ancak biz ilk dört maddeye dokundurtmayız dedik. 'Efendim değiştireceğiz' dediler. Nesini değiştireceksiniz? İzmir'den Davutoğlu'na açık ve net soru soruyorum: Siz bu maddelerin nesini değiştireceksiniz? Bana anlatmıyorsunuz, ama millete anlatın bir bakalım. Bunlar bizim kırmızı çizgimizdir. Bu irade cumhuriyeti kuranlarındır. Altın tabak içinde toplumun önüne konan bir irade değildir. Şehitlerin gazilerin acıların kanların olduğu bir iradedir ve sen bu irade ile oynayamazsın. Hala Başbakan meclisin kapanış konuşmasında 'hiçbir önyargı olmasın' diyor. Ben ülkemi seviyorum. Benim atalarım, dedem bu ülkeyi kurarken bedel ödedi. 'Seçimle geldim her şeyi yaparım' olmaz. Böyle bir kural yoktur hiçbir demokraside."

SEN TELEFON ET, SIFIRLAT SENİN İŞİN BU
Kılıçdaroğlu, sözlerini şöyle sürdürdü: "Hükümet, Türk tipi başkanlık diyor. Nedir söyleyin biz de öğrenelim. Bir kişinin arzusuna göre bir ülkenin rejimi değişir mi? Cumhurbaşkanlığı Sarayı'nın maliyeti nedir? Böyle demokrasi mi olur? O saray benim vergilerimle yapıldı. Onu yaparken kul hakkı yiyeceksin sonra zeytinyağı gibi su yüzüne çıkacaksın. Biz güçlendirilmiş parlamenter rejim istiyoruz. Yargı bağımsızlığı istiyoruz. Yargısı bağımsız olmayan bur ülkede demokrasi ve adalet olmaz. Hiç kimsenin can ve mal güvenliği olmaz. 'Ben Anayasa Mahkemesi kararına saygı duymuyorum' dedi. Şimdi ne diyor? 'Anayasayı koruyorum' diyor. Allah korusun sen anayasayı koruma. Sen başka işlerle uğraş. Sen telefon et, sıfırlat. Bu senin işin değil."

SİYASETE BAKIN KİRLENEN ADAMLARIN ÇOĞU YÜKSELMİŞTİR
CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, siyasi ahlak yasasının önemine vurgu yaparak, "Biz diyoruz ki milletin vekillerini millet seçsin. Şimdi sizin önünüze liste konuyor. Ön seçimi zorunlu hale getirin diyoruz. Lider sultasına son verin. Demokrasilerde böyle garip bir şey yok. KKTC seçim kanunun getirin uygulayalım. Türkiye'de aydınlar bildiri yayınladı, sabah geldi polis evlerinden aldılar. Dünyaya rezil olduk. Toplantı ve gösteri hakkı yok. Bir kentin meydanları neden vardır? Siz meydanda toplanmayı yasaklıyorsunuz. O zaman o meydanı neden yapıyorsunuz? Gençler eylem yapacaklar yasak, kadınlar yaşlılar yasak. Biber gazı, TOMA'lar vesaire. Kişiler gösteri yapabilir siyaset dinlemek zorunda. Onları zorla yasadığı kulvarlara itmiş olursunuz. Çoğu üniversite değil üniversite bilim üretmiyorsa oraya üniversite diyemezsiniz. Sokağa çıkın 'en güvenilmez adam kim' deyin vatandaşa akla siyasetçi gelir. İhale takipçisi, hırsız, düzenbaz var. Siyasi ahlak yasası çıkaralım siyasetin de bir ahlakı olsun dedik. Bir toplumda siyasi ahlakı yükseltmeliyiz. Japonya'da 4 Bahsine saat sular akmadığı için belediye başkanı istifa ediyor. Bizde 15 gün sular akmıyor kimseden itiraz gelmiyor. Siyasette bakın kirlenene adamların çoğu yükselmiştir ve dürüst adam arkalarda kalmıştır ve beceriksizlikle suçlanmıştır" dedi.

NEDEN 'BUNLARI DOKUNMAYIN' DEDİNİZ

CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu, doğu ve güneydoğuda yaşanan terör olaylarını hatırlatarak konuşmasına şöyle devam etti: "Bu kentlere silah depolanırken iktidar neredeydi? Valililere neden 'bunlara dokunmayın' diye talimat verildi. Bunun adı terör örgütlerine yardım ve yataklık yapmak değil midir? Siz yasadığı olaya tanık olup görmezden gelirseniz gelip sizin yakasına yapışırlar. Devletin valisine resmi yazı yazılıyor. Burada terör örgütü var silahla müdahale etmek istiyoruz. 'Müdahale etmeyin' diyorlar. Bu asla kabul edilemez."

6 MİLYAR EURO VERELİM ONLARDA KALSIN
CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Suriyeli göçmenler için Avrupa'dan alınacak 3 milyar Euro'yu hatırlatarak, "Ben ne kadar sorumluysam tek tek bireyler olarak hepinizin sorumluluğu var. Sorun bir Türkiye sorunu olmaktan çıkmıştır. Sorun bir dünya sorunu haline gelmiştir. Türkiye'yi Suriye batağına soktuk bütün Avrupa ne halde şimdi bize bir şeyler dayatıyorlar. Bize gelen Suriyelileri, Afganları, Pakistanlıları size göndereceğiz. Niye gönderiyorsunuz? 'Sizden geldiler.' Kayseri pazarlığı yapıyorlar. Gönderdiğimiz her Suriyeli için bir kişiyi alacağız. Okumuşu, yazmışı, mühendisi mimarı alacak. '3 milyar Euro vereceğim' diyor. Türkiye tampon ülke mi? Ben de şunu söyledim: Biz size 6 milyar Euro verelim, siz hepsini alın. Biz bunu böbürlenerek anlatıyoruz. İnsanlar arasında seçim yapamazsınız bu insan haklarına aykırıdır. Hem Avrupa hem Türkiye'nin yönetimi insan hakları bağlamında sınıfta kalmıştır. Sahile vuran Aylan bebeğin sorumlusu kim? Ege Denizi'nde yüzlerce binlerce insan yatıyor sorumlusu kim? Göçmen konusunda Türkiye üzerine düşeni yapmıştır. 2.5 milyon kişiyi almıştır, bakmıştır. Avrupalı seyretti. Ne zaman göçler başladı, bize niye geliyor diye başladı. Neden Suriye'deki savaşta araya girmedin, mücadele etmedin. AB yetkililerine bunu söyledim. Nasıl çözülür? Suriye'de iç savaşı durduracaksınız. Suriyelileri kendi topraklarına dönmek için orayı onaracaksınız. Bu önerimizi bizzat onlara da yaptık. Türkiye'nin hangi sorunu varsa o sorunun çözümü için görüşümüz vardır. Yarın bu insanlardan yer altı dünyasının önemli aktörleri çıkacak. Nasıl geçinecekler? Bizim ülkemizde üç tür Suriyeli yaşar kamplarda maddi durumu iyi olan üçüncüsü sokakta dilenenler. Bu insanlık dramının tek sorumlusu maalesef biziz. Durup dururken bir anda Esad'ı düşman ilan ettik. Ülkesinde demokrasi yokmuş. Bizim ülkemizde var mı? Yarın bir gün bir başka ülke bizim ülkemizde demokrasi yok diye müdahale ederse ne diyeceğiz?" dedi.

AKP 450 MİLLETVEKİLİ ÇIKARSA BİLE TÜRKİYE'Yİ TEK BAŞINA YÖNETEMEZ
CHP lideri, bir işadamının 'Gelecek 3 ay ekonomi ne olur' sorusunu şöyle yanıtladı: "Giderek daha zor koşulların yaşanacağı bir Türkiye görüyorum. AKP şu anda 450 milletvekili çıkarsa bile Türkiye'yi tek başına yönetemez. Türkiye'nin sorunlarını çözemez. Çünkü kendisi sorunun kaynağı haline gelmiş durumda önce vesayetten kurtulması lazım. Türkiye hem içerde hem dışarıda en derin yönetim krizlerinden birini yaşıyor. Şu anda Türkiye cumhuriyeti 3. sınıf kadroyla yönetiliyor. Ne dışişleri bakanı, dışişleri bakanı ne içişleri bakanı, içişleri bakanı. Bir ülkede bir bürokrat bakanı, başbakanı atlıyor daha yukarıyla haberleşiyorsa orada devletten söz edilemez. Önümüzdeki dönemde toplumsal oylalar çıkabilir. Toplum barut fıçısına dönmüş durumda. Kimse evinde televizyon haberlerini bile izlemek istemiyor. Toplumun yumuşatılması tansiyonun düşmesi sağduyulu söylemlerin dillendirilmesi gerekiyor. Bu tablo böyle devam ederse daha ciddi sorunlar ortaya çıkacak."

'TÜRKİYE'DE MUHALEFET SORUNU VAR' GÖRÜŞÜNE KIZDI

Kemal Kılıçdaroğlu, 'Türkiye'de iktidar sorunu yok, muhalefet sorunu var' sözünü nasıl değerlendirdiğinin sorulması üzerine "Türkiye'de muhalefet sorunu yok. Demokrasi sorunu var. Bu işin kolaycılığı. Muhalefet ne yapmalı? Biz neyi yapmamız gerekirken yapmadık? Yol gösterme, ekonomik sosyal tarım politikaları hepsini söyleyebilirim. Bu ülkede saman ithal edildiyse bunun sorumlusu muhalefet mi? Her seferinde CHP'yi eleştiriyorsunuz. Sanki CHP parlamentoda yeterli çoğunluğu iktidar olabilecek gücü var, ama azınlık hükümetini engelliyor. Yok böyle bir şey. Tamamen kolaycılıktan kaynaklanan bir soru bu" diye konuştu.

Kılıçdaroğlu, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın Anayasa Mahkemesi'nin Can Dündar ve Erdem Gül için verdiği karara saygı duymadığını nasıl değerlendirdiği yönündeki soruya yöresel sözlerle şu yanıtı verdi: "Allah aşkına beni bu tür adamlarla muhatap etmeyin. Emin olun, rahatsız oluyorum. Nesini yorumlayacağım böyle bir şey olabilir mi? Hukuksuzluğu, Anayasa Mahkemesi kararlarına uymamayı ilke edinen birine ben ne söyleyeyim. Anadolu'da zalimlere 'zulmün artsın' denir. Zulmün artsın ki bir an önce git. Gerçekten böyle. Ülkem adına üzülüyorum. Böyle bir şey olmamalı. Siz halkınıza hesap veremiyorsanız konuşma hakkınız yoktur. Oturduğunuz sarayın maliyetini bu milletten gizliyorsanız orada rahat uyuyamazsınız. Benim paramla yapacaksın bana hesap vermeyeceksin. Hangi demokrasi? Yemin edeceksin sonra tarafsızlığı unutacaksın. Bu namus ve şeref pazarda mı satılıyor? Bunları söylerken rahatsızlık duyuyorum. Karar veren yargıcı neredeyse vatan haini ilan edeceksin. Bütün dünya gülüyor. Anadolu'da 'delidir ne yapsa yeridir' derler, o noktadayız."
Sitemizden en iyi şekilde faydalanmanız için çerezler kullanılmaktadır.